4*4 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4*4 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Goderdzi Kayak Merkezi

01.01.2019


HOŞGELDİN 2019







Yeni yıla girdiğimiz ilk günü tatil olmasından faydalanarak karlı dağlarda değerlendirelim istedik ve Batum'un dağlarına doğru yol almaya başladık.




Daha önce bir çok defa ziyaret ettiğimiz Adjara yaylalarında yeni açılan kayak merkezini ilk kez deneyimleyecektik.

Batum merkezden yaklaşık 104 km uzaklıkta olan Beshumi yaylasına varana kadar (Çoruh vadisininde  birleştiği yol boyunca) çoğunluğunu müslüman halkın oluşturduğu çok sayıda ilçe ve köyden geçiyoruz. Bu dağlık bölgedeki yerleşim birimlerinde yaşam koşulları pek kolay olmasa da nüfus oldukça fazla. Batum-Akhaltsikhe (Ahıska) oto yolu; Acariskali (Acara nehri)  boyunca Khelvachauri, Keda, Shuakhevi, Khulo gibi ilçeleri ve buna bağlı pek çok köyü peş peşe geçip Beshumi yaylasına kadar uzanıyor. 4 yıl önce bir yaz günü bu rotadan geçip Ahıskaya vardığımız maceralı gezimizi de "Derin Bir Su Damlası " yazımızdan okuyabilirsiniz.




4 yıl önceki kadar olmasa da bu gezi de epey maceralı başladı ama bu sefer çok şanslıydık. Öğleden sonra 16:00 sularında başladığımız yolculuğumuzun 3. saatinde hava epeyce kararmıştı ve karlı köy yollarından ilerlerken yol kenarındaki karların gizlediği taş yığınının üzerinden süratle geçince sol iki jantımız aynı anda hasar aldı. Ve ne büyük şanstır ki kontrol ve tamir için durduğumuz Dioknisi Köy meydanında tam da lastik tamircisinin dükkanına denk gelmişiz. Sadece patlak olsa kendimiz de tamir edebilirdik. Patlaktan fazlası vardı...



Buradaki halk çoğunlukla müslüman ve bizim Türk olduğumuzu anlayınca yardım için adeta seferber oldular. 
Lastik ustası tekerlerimizi söktüğünde anladık ki lastikler patlamamış, direk jantlar taşın vurduğu iç kısımdan kırılmış.💀 
Gecenin o saatinde iki jant kırıp dağ başında usta bulabilmek, hem de elinle koymuş gibi... Endişe etmek yerine birbirimize bakıp gülümserek aslında şunu söylüyorduk; " Başımıza bir iş gelmeden çıktığımız tek bir yol maceramız yok evet, bu da onlardan biri, gül geç nasıl olsa çözülüyor bir şekilde" 

Bu rahatlıkla gecenin ayazında lastiklerimizi tamir eden ustayı, etrafımıza biriken köy halkını, bizi sürekli evlerine davet eden köylüleri ve köyün muhtarı Vaja Bey'i hiç unutmayacağız. Baştan macerayı kabul ederek başlamıştık aslında bu yolculuğa. Çünkü konaklama noktalarının hepsinin dolu olduğunu bilerek yola çıktık. Vaja bize en son köydeki cami imamının numarasını verdi ve konaklama işimizi de böylelikle çözmüş olduk.

Kırılan jant yedek lastiğimiz ile değiştirildi, çatlayan diğer ön jant ise ustanın lastik yaması ile geçici olarak onarıldı. Tam işimiz bitti deyip yolumuza devam edecektik ki yakınlarda iki aracın "kar sebebi ile" yardımımıza ihtiyacı olduğunu öğrendik.


Şimdi yardım sırası bizdeydi... Kar sebebi ile rampayı çıkamayan bir minibüsü vinçleyip yola çıkardık. Bizim gibi lastiğini patlatan diğer araca da yanına kadar yedek lastik götürerek yardım ettik.
Tüm bu olayların üstüne Goderdzi'ye 3 km kala son köy olan Danisparauli Köyüne vardığımızda saat 21:00 olmuştu bile. Köyün imamı Amiran bizi karşıladı, "kendisinin işlettiği pansiyonda ve köydeki diğer tüm pansiyonlarda" hiç yer kalmadığı için bizi komşusu olan küçük bir ailenin evine misafir olarak yerleştirdi. 

Amiran Hoca gayet güzel Türkçe konuşuyor. Hoca ve aileyle birlikte geç saate kadar sohbet edip ardından bizim için hazırladıkları misafir odasına dinlenmeye geçtik. 

Köydeki tüm evler birbirinin aynısı. Dış cephe ısı yalıtımı maalesef yok ve hava çoook soğuk. Türkiye'den gelme elektrikli battaniyeler ile ısıttığımız yatağımızda burun ucumuz donarak uyuduk ve sabah -7 derecede nefesimizin buhara dönüştüğü bir havada uyandık.


Sabah evin annesi çoktan kalkmış ve salondaki sobayı yakıp bizim için odayı ısıtmıştı. 
Kahvaltı için bizi bekliyordu. Köyde kadın olmak zor iş...


Gürcistan'da kahvaltı kültürü bizimkinden oldukça farklıdır. Sabahları süt ile pişirilmiş pirinç lapası yiyorlar. Tabi köyde hayvancılık da olduğu için mis gibi peynir ve tereyağı da var. Sobada pişmiş ev ekmeği ve sallama çay... 
Karnımız da doyduğuna göre şimdi kayak merkezine çıkma zamanı.



Goderdzi  Kayak merkezi henüz çok yeni olduğu için konaklama sorunu tam olarak çözülememiş ama devam eden bir çok otel inşaatı da vardı. Bu sebeple en yakın köyde hemen hemen tüm evler pansiyona dönüştürülmüş.



Pansiyon sahipleri arazili araçları ile kayak merkezine ulaşımı da sağlıyorlar. Kayak merkezinde tamamlanmış bir otel, 6 evlik ahşap villalar ve bir restoran bulunuyor. Diğer yemek mekanları ise açık alanda yer alıyor.




Biz çok erkenden çıkmış olacağız ki pistler neredeyse boştu. Tam gün pist biletimizi adam başı 25 lariye alıp hemen pistin başına çıktık. Zira gondol 10:00 'da çalışmaya başlıyor.



Pistlerin zirve noktası 2364 metre yükseklikte. Bir gondol (Gondola), bir telesiyej(Chairlift) ve bir tane de kayak eğitimi için magic carpet bulunuyor.


Eğitim almak isteyenler ve yeni öğrenen minikler için bu halı çok işe yarıyor.


Pistlerin uzunluğu ve zorluk dereceleri de tam kıvamında. Profesyoneller için aşırı zor olan ve siyah çizgilerle anlatılan pist burada yok. "Benim korkulu rüyam olan dik zirvelerden" genelde düşe kalka indiğim için mavi çizgi ile belirtilmiş pist tam bana göre idi. 
Bu arada, öğle saatlerinde pansiyon odalarını dolduranlar birer birer pistlere gelmeye başladı.


Ahşap yayla evlerinin arasından kayıp, köknar ağaçlarının gölgelerinden geçtiğimiz pistlere güneş de vurunca çok keyifli onlarca tur yapabildik.





Öğleyin meydandaki yılbaşı ağacının yamacında biraz soluklanıp güneş etkisini yitirmeden son bir kaç tur yapıp geri dönüş yoluna koyulduk. 



Karla kaplı küçük köylerin arasından inerken bir yandan da daha önce deneyimlediğimiz kayak merkezlerinin değerlendirmesini yaptık. 



Goderdzi ile birlikte sayısı 5'e çıkan Gürcistan'daki kayak merkezlerini genel olarak değerlendirmek gerekirse;

  • Bizdeki Uludağ Kayak merkezi kıvamında tam konfor ve çok alternatifli profesyonel pistler istiyorsanız fiyatı ve konaklaması en pahalı olan Gudauri Kayak Merkezi tercihiniz olabilir. Üç binlik zirvelerden kayıp 5 yıldızlı otellerde konaklayabilirsiniz. (Bir günlük ski Pass: 50 Lari)
  • Hem tarihi dokusu olsun hem uzun pistleri olsun derseniz ikinci sırada fantastik dağları ve kuleli evleri ile Svaneti Bölgesindeki Mestia Kayak Merkezi'ni öneririz. Her türlü konaklama imkanı var. Otel, pansiyon, bungalov gibi.. (Bir günlük ski pass:40 lari)
  • Çocukla da gidelim, hoş vakit geçirelim derseniz Bakuriani Kayak Merkezi tam size göre. Çocuklar ve yetişkinler için kayak dışında da aktiviteler sunan panayır tarzında bir alana sahip sevdiğimiz bir kayak merkezidir. ( Bir günlük ski pass:30 lari)
  • Yeni olmasından ötürü konaklama ve yeme içme tesisleri yetersiz olmasına rağmen yaşayan bir yaylada kalmak, yöre insanı ile iç içe olabilmek ve maddi anlamda ekonomi yapıp alternatifi az pistlerinde kaymak isterseniz tercihiniz Goderdzi olsun. Goderdzi şimdilik çok yeni ama gelişmeye devam edeceğine eminiz. Çünkü bölgede yatırımlar başlamış ve telesiyejler en kalitelisinden tercih edilmiş. ( Bir günlük Ski Pass: 25 Lari) 
  • Son olarak Tiflis şehrinin az üstünde de küçük bir pist bulunmakta... ama o pistte kaymadık.

                                                                                                        Not: 1 Lari = 0,50 TL (Ocak 2018)

Bu da bizden bonus: Goderdzi'deki pansiyon evlerin listesi...



Goderdzi bozuk yolu ile aklımızda soru işaretleri bıraktı ama sanırım biz yine kaymak için Batum'dan tekrar buraya çıkarız gibimize geliyor...



DEVAMI..

Likapa Rotası


17 Eylül 2017

Sonbaharın renklerini görmeye başladığımız şu günlerde yapılacak en güzel ve faydalı etkinlik elbette ki LİKAPA toplamak olur. Hem Derin'in en sevdiği meyveye ulaşmak, hem de yükseklere tırmanmak için sabah erkenden teker dönmeli :)




Likapa; namı diğer "yaban mersini" Doğu Karadenizin yüksek rakımlı yaylalarında doğal olarak yetişen çalı formunda bir bitkinin meyvesidir. Faydası ise saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Fenni olanı son yıllarda yaygınlaşmış olsa da bizim için en kıymetlisi tabi ki doğal ortamında yetişeni. Bu mucizevi tanecikleri bulmak için yaylalara çıkacak olmakta ayrı bir zevk bizim için.

Bölgedeki bir çok yaylada likapaya rastlayabilirsiniz, ancak biz en verimlisi nerede olur, nasıl gidilir, yol üzerinde uğranabilecek güzel yerler nasıl bulunabilir diye düşünüp harika bir likapa rotası hazırladık.

Gideceğimiz yaylanın ismi Klaskur (Atanoğlu) yaylası. Rotanın bizce güzel olan kısmı ise; Artvin'e seyahat edenlerin en uğrak yeri olan Borçka Karagöl kenarından tırmanmaya başlanıyor olması. Bir çok kişi gölü ziyaret etmek için buraya gelir (talep artınca da doğallık bozulacak diye endişe de ediyoruz aslında).
Bizim gibi sakin yerlere gitmeyi sevenlerdenseniz bu rota tam da size göre. Artvin'in Borçka İlçesine varınca tabelaların da yardımıyla Karagöl'e ulaşabilirsiniz (geçen yıl Karagöle yaptığımız gezimizi ise buradan okuyabilirsiniz).

Gölü daha önceki yazımızda anlattığımız için bu sefer pas geçerek yaylalara doğru tırmanıyoruz. Karadenizde güzellikler hiç bitmez. Karagöl'den yukarı doğru devam ettiğinizde de bunu daha iyi göreceksiniz. Vadi gölü besleyen küçük ırmaklardan dolayı oldukça nemli ve gür bir bitki örtüsüne sahiptir. Yol her yayla yolu gibi stabilize ama genel durumu iyi. Yani bizce aracınızın altı biraz yüksekse ve hava yağışlı değilse 4*4 araç olmadan da gidilebilir.



Hep beraber karşı yamaçları izleyerek yol alıyoruz. Derin bu stabilize yolda kemeri bağlı bir şekilde arkada çocuk koltuğunda oturuyor. "Yayla yolunda kemere ne gerek var" demeyin. En çok bu yollarda kemer takmanızı tavsiye ederiz. Hatta arka koltukta oturanlar bile takmalı. Çünkü stabilize yolda arabanız ne kadar iyi olursa olsun sallanırsınız ve dengenizi sağlamak için kasılan karın ve bacak kaslarınız sizi yorar. Hem rahatlık, hem güvenlik, hem de çocuklara örnek olmak için kemerlerimiz hep bağlı olsun lütfen.

Yükseldikçe yamaçlardaki kızarmış çalılar bize göz kırpıyor. Biliyoruz ki onlar yaban mersini dolu. Yaylada sonbaharın ilk işareti kızaran likapa çalılarıdır. O yüzden yön bulmanız daha kolay olur. Bu rotada fazlaca yol ayrımı olmadığı için takip ettiğiniz yol sizi Klaskur yaylasına götürür.



Yayla oldukça büyük, hane sayısı fazla ama döngel çiçeklerinden de anladığımız üzere yayla sakinleri için yayladan inme vakti çoktan gelmişte geçiyor, hatta bir çok yaylacı şimdiden göç etmiş bile.




(Fotoğraftaki çiçeklere dön gel deniliyor. Bu çiçekler yayladan geri dönüş zamanının habercisi olarak doğanın verdiği bir sinyal aslında)

Likapa toplamak için en uygun yer yaylanın sağ kısmında güneye bakan bir yamaç. Arabamızı park edip Derin'i de sırtıma aldıktan sonra 5 dakikalık bir tırmanışla bir anda likapa cennetine düşüverdik. Güneş tepemizde ve o minnak tanecikleri toplamak çok zaman alıyor. Bizde hemen taktik geliştirdik, birimiz dal toplayıcısı olsun, birimizde ayıklayıcı olsun diye fikirleştik.
 Bu durumda biz de mecburen bir çalı gölgesine çekilip oturduk. Suat'ın dalıyla getirdiği likapaları ayıklama işi de Derin ile bana düştü.



Tabi ki Derin likapaları direkt mideye göndermeyi tercih etti. Biz ise saatlerce enfes manzara karşısında tanecikleri kovamıza doldurduk. Bu manzarada yetişen meyveler tahmin edin nasıl lezzetli ve de şifalılar.




Karnımız acıkınca da başka bir yamaca geçip kamp düzenine geçtik. Yaylalarda hiç olmadığınız kadar özgürsünüz. Bir yamaçta çalışıp, diğer yamaçta karnınızı doyurup, başka bir yamaç ya da zirvede de sessizliği dinleyebilirsiniz.



Yemek hazırlıkları devam ederken Derin de bu sırada boş durmuyor. Tepecikleri arşınlıyor, koyun sürüleri ile konuşuyor. Bitki ve hayvanları keşfediyor. Rüzgar yanağına dokunuyor, saçlarını okşuyor. Özgürlük onun da hakkı.



Sağ yanımızda Karçal dağları, sol yanımızda ise Karagöl manzarası var. Karnımızı oracıkta pişirdiğimiz makarna ile doyurup birazda o yamacın likapalarını tırtıklamaya devam ettik. Akşama doğru güneş alçalıp da ışınları kırılınca muhteşem bir silüet oluştu.

Hilal şeklinde Macahel Vadisini saran Karçal Dağlarının en yüksek noktası 3400 metre rakıma sahiptir. Hemen dibinde Yıldızlı Göl vardır. Zirveye en yakın yayla ise Beyazsu Yaylasıdır. Muhteşem bir patika yol ile bu yayladan Gorgit yaylasına da inebilirsiniz. Elektriği olmayan Gorgit Yaylasına araba yolu da yoktur, bu yüzden Artvin'in en bakir treking rotası olarak da bilinir. Gorgit'ten daha aşağı yürürseniz "Beyazsu - Macahel vadisi hattı" yani yaylacıların yaya yolu rotasını tamamlamış olursunuz. Macahel vadisinin diğer yamaçlarını da Fındık yaylası ve Çuripira yaylası süsler. Macahel vadisinin en ucunda gözüken tepeler ise Gürcistana aittir.




Gün batana kadar likapa ayıkladığımıza göre artık dönüşe geçebiliriz. 


Her mevsim ayrı güzellikteki bu muhteşem doğayı geride bırakarak evimize dönme vakti geldi. Yaşadığımız coğrafya itibarı ile çok şanslıyız. Bu kadar muhteşem gezileri günübirlik yapabiliyoruz. Bir sonraki gezimizi gece konaklamalı yapmayı konuşurken eve vardık bile...




Topladığımız likapaların akıbeti ise şöyle oldu; büyük kısmını henüz tazecikken sevdiklerimiz ile paylaştık. Bize düşen payı ise Derin hanım afiyetle bitirdi. 



BONUS: Geziler yerler iyi hoş da bu çocuk da sizin gibi keyif alıyor mu acaba diye içinden geçirenler var ise cevabı bu videoda saklı. İyi seyirler 😊









➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣


➽ ÖNEMLİ NOT

Yaban Mersini (Likapa, Maviyemiş, Kaskanaka, Morsvi, Ayı Üzümü, Çoban Üzümü) Ne Kadar Faydalıdır? 



* Yapısında 50 adede yakın antioksidan, 25'in üstünde antitümör, gen mutasyonu durdurucu 30'un üzerinde yapı ve kanserden koruyucu olarak 40' ın üzerinde doğal madde taşımasıyla tam bir kanser kovucudur.  

*Görme bozuklukları, şeker hastalığı, kalp damar sistemi hastalıkları, gastro-intestinal sistem hastaklarına karşı koruyucu ve hastalık sürecini kolaylaştırıcı etkileri vardır. 

* Bilinen en güçlü antioksidan özelliği ile çevresel faktörlere (stres, kimyasallar, ilaç kalıntıları vb.) bağlı olarak insan vücudunda oluşan serbest radikalleri nötralize ederek yaşam kalitesini arttırır. 










DEVAMI..