Macahel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Macahel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Likapa Rotası


17 Eylül 2017

Sonbaharın renklerini görmeye başladığımız şu günlerde yapılacak en güzel ve faydalı etkinlik elbette ki LİKAPA toplamak olur. Hem Derin'in en sevdiği meyveye ulaşmak, hem de yükseklere tırmanmak için sabah erkenden teker dönmeli :)




Likapa; namı diğer "yaban mersini" Doğu Karadenizin yüksek rakımlı yaylalarında doğal olarak yetişen çalı formunda bir bitkinin meyvesidir. Faydası ise saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Fenni olanı son yıllarda yaygınlaşmış olsa da bizim için en kıymetlisi tabi ki doğal ortamında yetişeni. Bu mucizevi tanecikleri bulmak için yaylalara çıkacak olmakta ayrı bir zevk bizim için.

Bölgedeki bir çok yaylada likapaya rastlayabilirsiniz, ancak biz en verimlisi nerede olur, nasıl gidilir, yol üzerinde uğranabilecek güzel yerler nasıl bulunabilir diye düşünüp harika bir likapa rotası hazırladık.

Gideceğimiz yaylanın ismi Klaskur (Atanoğlu) yaylası. Rotanın bizce güzel olan kısmı ise; Artvin'e seyahat edenlerin en uğrak yeri olan Borçka Karagöl kenarından tırmanmaya başlanıyor olması. Bir çok kişi gölü ziyaret etmek için buraya gelir (talep artınca da doğallık bozulacak diye endişe de ediyoruz aslında).
Bizim gibi sakin yerlere gitmeyi sevenlerdenseniz bu rota tam da size göre. Artvin'in Borçka İlçesine varınca tabelaların da yardımıyla Karagöl'e ulaşabilirsiniz (geçen yıl Karagöle yaptığımız gezimizi ise buradan okuyabilirsiniz).

Gölü daha önceki yazımızda anlattığımız için bu sefer pas geçerek yaylalara doğru tırmanıyoruz. Karadenizde güzellikler hiç bitmez. Karagöl'den yukarı doğru devam ettiğinizde de bunu daha iyi göreceksiniz. Vadi gölü besleyen küçük ırmaklardan dolayı oldukça nemli ve gür bir bitki örtüsüne sahiptir. Yol her yayla yolu gibi stabilize ama genel durumu iyi. Yani bizce aracınızın altı biraz yüksekse ve hava yağışlı değilse 4*4 araç olmadan da gidilebilir.



Hep beraber karşı yamaçları izleyerek yol alıyoruz. Derin bu stabilize yolda kemeri bağlı bir şekilde arkada çocuk koltuğunda oturuyor. "Yayla yolunda kemere ne gerek var" demeyin. En çok bu yollarda kemer takmanızı tavsiye ederiz. Hatta arka koltukta oturanlar bile takmalı. Çünkü stabilize yolda arabanız ne kadar iyi olursa olsun sallanırsınız ve dengenizi sağlamak için kasılan karın ve bacak kaslarınız sizi yorar. Hem rahatlık, hem güvenlik, hem de çocuklara örnek olmak için kemerlerimiz hep bağlı olsun lütfen.

Yükseldikçe yamaçlardaki kızarmış çalılar bize göz kırpıyor. Biliyoruz ki onlar yaban mersini dolu. Yaylada sonbaharın ilk işareti kızaran likapa çalılarıdır. O yüzden yön bulmanız daha kolay olur. Bu rotada fazlaca yol ayrımı olmadığı için takip ettiğiniz yol sizi Klaskur yaylasına götürür.



Yayla oldukça büyük, hane sayısı fazla ama döngel çiçeklerinden de anladığımız üzere yayla sakinleri için yayladan inme vakti çoktan gelmişte geçiyor, hatta bir çok yaylacı şimdiden göç etmiş bile.




(Fotoğraftaki çiçeklere dön gel deniliyor. Bu çiçekler yayladan geri dönüş zamanının habercisi olarak doğanın verdiği bir sinyal aslında)

Likapa toplamak için en uygun yer yaylanın sağ kısmında güneye bakan bir yamaç. Arabamızı park edip Derin'i de sırtıma aldıktan sonra 5 dakikalık bir tırmanışla bir anda likapa cennetine düşüverdik. Güneş tepemizde ve o minnak tanecikleri toplamak çok zaman alıyor. Bizde hemen taktik geliştirdik, birimiz dal toplayıcısı olsun, birimizde ayıklayıcı olsun diye fikirleştik.
 Bu durumda biz de mecburen bir çalı gölgesine çekilip oturduk. Suat'ın dalıyla getirdiği likapaları ayıklama işi de Derin ile bana düştü.



Tabi ki Derin likapaları direkt mideye göndermeyi tercih etti. Biz ise saatlerce enfes manzara karşısında tanecikleri kovamıza doldurduk. Bu manzarada yetişen meyveler tahmin edin nasıl lezzetli ve de şifalılar.




Karnımız acıkınca da başka bir yamaca geçip kamp düzenine geçtik. Yaylalarda hiç olmadığınız kadar özgürsünüz. Bir yamaçta çalışıp, diğer yamaçta karnınızı doyurup, başka bir yamaç ya da zirvede de sessizliği dinleyebilirsiniz.



Yemek hazırlıkları devam ederken Derin de bu sırada boş durmuyor. Tepecikleri arşınlıyor, koyun sürüleri ile konuşuyor. Bitki ve hayvanları keşfediyor. Rüzgar yanağına dokunuyor, saçlarını okşuyor. Özgürlük onun da hakkı.



Sağ yanımızda Karçal dağları, sol yanımızda ise Karagöl manzarası var. Karnımızı oracıkta pişirdiğimiz makarna ile doyurup birazda o yamacın likapalarını tırtıklamaya devam ettik. Akşama doğru güneş alçalıp da ışınları kırılınca muhteşem bir silüet oluştu.

Hilal şeklinde Macahel Vadisini saran Karçal Dağlarının en yüksek noktası 3400 metre rakıma sahiptir. Hemen dibinde Yıldızlı Göl vardır. Zirveye en yakın yayla ise Beyazsu Yaylasıdır. Muhteşem bir patika yol ile bu yayladan Gorgit yaylasına da inebilirsiniz. Elektriği olmayan Gorgit Yaylasına araba yolu da yoktur, bu yüzden Artvin'in en bakir treking rotası olarak da bilinir. Gorgit'ten daha aşağı yürürseniz "Beyazsu - Macahel vadisi hattı" yani yaylacıların yaya yolu rotasını tamamlamış olursunuz. Macahel vadisinin diğer yamaçlarını da Fındık yaylası ve Çuripira yaylası süsler. Macahel vadisinin en ucunda gözüken tepeler ise Gürcistana aittir.




Gün batana kadar likapa ayıkladığımıza göre artık dönüşe geçebiliriz. 


Her mevsim ayrı güzellikteki bu muhteşem doğayı geride bırakarak evimize dönme vakti geldi. Yaşadığımız coğrafya itibarı ile çok şanslıyız. Bu kadar muhteşem gezileri günübirlik yapabiliyoruz. Bir sonraki gezimizi gece konaklamalı yapmayı konuşurken eve vardık bile...




Topladığımız likapaların akıbeti ise şöyle oldu; büyük kısmını henüz tazecikken sevdiklerimiz ile paylaştık. Bize düşen payı ise Derin hanım afiyetle bitirdi. 



BONUS: Geziler yerler iyi hoş da bu çocuk da sizin gibi keyif alıyor mu acaba diye içinden geçirenler var ise cevabı bu videoda saklı. İyi seyirler 😊









➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣➣


➽ ÖNEMLİ NOT

Yaban Mersini (Likapa, Maviyemiş, Kaskanaka, Morsvi, Ayı Üzümü, Çoban Üzümü) Ne Kadar Faydalıdır? 



* Yapısında 50 adede yakın antioksidan, 25'in üstünde antitümör, gen mutasyonu durdurucu 30'un üzerinde yapı ve kanserden koruyucu olarak 40' ın üzerinde doğal madde taşımasıyla tam bir kanser kovucudur.  

*Görme bozuklukları, şeker hastalığı, kalp damar sistemi hastalıkları, gastro-intestinal sistem hastaklarına karşı koruyucu ve hastalık sürecini kolaylaştırıcı etkileri vardır. 

* Bilinen en güçlü antioksidan özelliği ile çevresel faktörlere (stres, kimyasallar, ilaç kalıntıları vb.) bağlı olarak insan vücudunda oluşan serbest radikalleri nötralize ederek yaşam kalitesini arttırır. 










DEVAMI..

Hayata Karışma Vakti



6 Temmuz 2015

Derin ile yaptığımız geziler artık yeni bir boyut kazanıyor. O artık anne karnında değil, yanımızda... Hayata karışma vakti ve gerçek deneyimler başlıyor...

Eee artık 2 aylık olduğuna göre kısa mesafeli sıradan yolculukları bir kenara bırakıp özümüze dönmeliyiz.  
 Minnak bir bebekle ekstrem yolculukta ne gibi maceralar yaşanır, nelere dikkat etmek gerekir, uyur mu huysuzlanır mı, yanımıza neler almalıyız, ne sıklıkta mola vermeliyiz vs vs gibi bir dolu sorulara cevap bulmayı umduğumuz merak dolu ilk yolculuğumuza hoşgeldiniz :)

 Rotamızda; Borçka-Camili Köyü(machael) ve dağ yolundan Şavşat- Meydancık, Şavşat-Karagöl var. Temmuz ortası olmasına rağmen hava o kadar sıcak değil, tabiki yukarılar soğuk ve hatta karlı :) Yanımızda koca bir giysi çantası var her türlü hava durumuna karşı kıyafetler, battaniyeler... ve belkide en önemlisi araba koltuğu. Bebekle seyahatte en, en önemli şey önce güvenlik ve bu sadece araba koltuğu ile sağlanabilir. Her ne kadar hepimize rahatsız gibi gelse de bebek orada kemeri takılı şekilde kesinlikle daha güvende. 

Az gittik uz gittik kıvrım kıvrım yolları çıktık geldik Camili köyüne. Burada yeşil daha bir yeşil sanki o yüzdendir ki Macahel vadisi yaşlı ağaçlarıyla ünlü. "Machael" aslında bu bölgenin adı. Toplam 18 köyden oluşuyor ve şu anda 6'sı Türkiye'de, 12'si Gürcistan'da olan Türkiye'nin en uzak köy birimi. Haliyle köyün ortasında hudut var ve asker bir adım atmaya bile izin vermiyor. 

alıntı


Köyde meshur bir cami var. 150 yıllık geçmişe sahip ve tamamı ahşap. Göç zamanında burayı terkedenlerin evlerinden alınan tahtalarla inşa edilmiş. Oymalar rengarenk boyanmış, çok güzel..  Derin kucağımızda camiyi ziyaret ediyoruz. asma kattan dua sesleri geliyor. Hiç bir şeyden haberi yok henüz ama olsun her yerin kokusunu alsın...




Bu caminin aynısından Gürcü Tarafındaki köylerde de var sanırım ustası aynı, onu da bir başka sefer anlatırız.
Yolda bize yeni tanıdığımız bir çift de arabalarıyla katıldı ve gezimiz birazda onlara rehberlik etme halini aldı. 
Buraya kadar asvalt yoldan geldik şimden sonrası miss gibi orman yolu, hava çok iyi değil hafif sisli, çiseli, serin.. Arabadan çıktığımızda Derin 'i battaniye ile sarıp sarmalıyoruz. 
Dağ yoluna sapıp tıngır mıngır ilerlerken Derin hanım hep uykuda... Acıkınca uyanıyor, duruyoruz, yaylanın serininden bir nefes çektirip doyurup yola devam ediyoruz. 
Yüzüne minik yağmur damlaları değse ne olur ki...

Yükseldikçe kar kütleleriyle karşılaşıyoruz. sanırım buralarda rakım 2500 civarlarında. Hiç bir problem yok Derin'de.  Rakım farkından etkilenmemesi anne karnından idmanlı olmasından belki de.  

Öğle vakti Borçka'nın yaylasında piknik için mola veriyoruz. Alt tarafı peynir ekmek ama böyle yerlerde yediklerimiz hep daha bir lezzetli oluyor. En rahatı Derin elbette, sıcak sütü hep yanında :)) Biraz daha büyüdüğünde anlayacağız ki çocuk küçükken gezmek en kolayı imiş. 
Hava kararmadan misafirlerimizi Şavşat Karagöle ulaştırmak için zaman kaybetmeden ilerliyoruz. Her vadinin sanki ayrı bir karakteri var. Machael vadisi fantastik romanlardaki egzotik ormanlar gibi büyülü, Şavşat ise hep tablolarda gördüğümüz gerçek değildir dediğimiz yerler gibi... 
 Şavşat sınırlarına girdiğimizde Cevizli Köyündeki harabe haldeki Tibet kilisesine uğruyoruz. Bu kilisenin hikayesi gerçekten içler acısı. Zavallı yapıyı hiç koruyamamış  hatta 1950 li yıllarda dönemin kaymakamı tarafından dinamitle yıkmak bile istemişiz. 



Üzülerek fotoğrafını paylaşıyorum. Tarihe ve kültüre bu kadar kayıtsız kalmamızı çocuklarımıza nasıl anlatacağız bilemiyorum ? 

Misafirlerimize Karagöle kadar eşlik ettikten sonra onları orada bırakıp Şavşat Merkeze doğru yol alıyoruz geceyi geçirip ertesi gün de evimize dönüyoruz. 

Derin ile yaptığımız ilk yayla gezisinden başarı ve biraz tecrübeyle dönmüş olunca bir sonraki gezi için dikkat etmem gereken tek şeyin yanıma daha fazla sayıda bez almak olduğunu anlıyorum. Dağ başında tükenecek diye tedirgin oldum.  Tabiki Derin büyüyüp farklı ihtiyaçları olduğunda bu kadar kolay seyahat edebilir miyiz bilemiyorum. Deneyip görücez.

Sevgiler...










DEVAMI..